20 Aralık 2009 Pazar

SEÇELER

Yurdu ovalı kuşum
Çöpten yuvalı kuşum
Sizi dile getirsem
Bumudur benim suçum

Cıvıl ,cıvıl sesimiz
Bize haber verseniz
Siz havada uçarken
Rüzgar gibi esseniz

Cansız gibi uçarsın
Kanadını açarsın
Tarladan kovalasam
Bahçe yemi kaçarsın

Gel durun bizim elde
Sesiniz dalda gülde
Ben kuşları severim
Kalmayın gurbet elde

İbiğinde yem taşır
Kıv ,kıv tüyünü kaşır
O ince sesleriyle
Haberi kime taşır

Şu doğanın dostları
Neşe verir kuşları
Bende size hak versem
Köye dönsek kışları

Göçmenler gider durmaz
Gurbete yuva kurmaz
Havalar soğunca
Turnalar bile durmaz

Baharda hep buluşak
Hasretlikten konuşak
Benim yavru kuşlarım
Baharda hep bulaşak

GURBET KUŞU ABLALAR

Yıllardır ayrılık köprüye döndü
Geldik bir araya yüzümüz güldü
İçimdeki yangın sizlerle söndü
Neden gurbet kuşu bizim ablalar

Allah yardım etse gelsem Ankara’ya
Köydeki evi versem kiraya
Sizleri görmeyi koysam sıraya
Muhabbet kuşudur bizim ablalar

Su gibi akıp ta geçmiştir zaman
Büyümüş Murat’tım olmuş bir uzman
Daha da yükseğini okuyun aman
Ne ağır başlıdır bizim ablalar

Gelsek bir araya döksek içimi
İntihar etmeden kessem sicimi
Çilekeş hizmetin yok dur geçimi
Hizmetçiniz olsan canım ablalar

Melis dok dur olmuş ne gizli tutmuş
Bütün akrabaya bir sürpriz olmuş
Cici annenin gözleri sevinçten dolmuş
Ne süper insanlar bizim ablalar

Bu sırrı saklamak büyük başarı
Sanki kovandaki bal yapan arı
Hikmet teyzesi de bir yaşlı karı
Beni hep anlayan bizim ablalar

YEŞİL AY

Yeşil aya uyalım
Sağlımızı koruyalım
İçmeyelim sigara
Sağlam toplum olalım

Bırakalım içkiyi
İçmeyelim viskiyi
Koymayın masalara
Pis ,pis kokan ekşiyi

Güzel ,güzel yemekler
Güzel ,güzel meyveler
Sağlımızı sevelim
Daha var neler ,neler

Hele eroin içen
Allah bizi korusun
Eroin satışı yapan
Bir an önce kahrolsun

Hep el ele vererek
Güzel toplum olalım
Sağlığımız bozmayan
Güzel şeyler alalım

Süt yoğurt peynir yemek
Ne kadar uygun bize
Koyalım soframıza
Yan yana dize, dize

Yeşil ayın haftası
Sağlığımızı andırır
Varma içenin yanına
Belki bizi kandırır

Her şey sigarayla başlar
Ne boranlar ne kışlar
Bir yerde sevilmezsin
Her toplum seni dışlar

KAR TANELERİ

Siz beni bilseniz kar taneleri
Sevgi ile süslerim bütün evleri
Doğada severim daha neleri
Sevgiyi anlayın kar taneleri

Sanki göklerden kelebek uçar
Bütün çevreye beyaz nur saçar
Sevgiyi bilenler hep kucak açar
Siz beni anlayın kar taneleri

Güzel tanelerim bir pamuk gibi
Bazen savur tur ince bir tipi
Mecnunla Leyla’nın kavuştuğu gibi
Sevgiyi bilseniz kar taneleri

Ne güzel serinlik verir bizlere
Şahit olur hep basılan izlere
Siz yardım etseniz yanan közlere
Ben sizi severim kar taneleri

Bir nisan ayında aradın bizi
Pencere önünde izledim sizi
Şiirler yazmışım hep dizi, dizi
Sıcakta arayın kar taneleri

Çöllerde Veysel’in kaldığı gibi
Kuru ovalara daldığı gibi
Ben size aşığım kar taneleri
Aslı ile keremin yandığı gibi

Gitmesen burada kalsan yanımda
Yanarken gelseniz hemen anında
Siz aşktan anlarsınız kar taneleri
Arzu ile kamber gibi kalsan yanımda

ERCİYES’DE FACİA - 1978

Ayvazağcı derler bir toprak kaydı
Acılı haberi dünyaya yaydı
Yardıma koşanlar cesedi saygı
Develi halkına hep geçmiş olsun

Gece saat birde geliyor sesler
İmdat bekliyoruz en yakın dostlar
Dozer kepçede yüzülen postlar
Develi halkına hep geçmiş olsun

Erciyes helandan uçmuştur beyler
Kimi namaz kılmış duasın eyler
Anne yavrusuna ninniler söyler
Beşiği helanda gören ağlasın

Bakınız çukurlar hep ceset dolmuş
Felek bu canlarla kardeş payı olmuş
Anne bebesini koluna almış
Bebeyi kolunda gören ağladı

Ayvazağcı derler aslı nereli
En yakın komşusu ünlü develi
Gidip o olayı nasıl görmeli
Yüzülen cesedi gören ağladı

Yatmış yatağına bir allı gelin
Yeni gelin olmuş kınalı elin
Heyelanda bükülmüş kınalı elin
Kınalı elleri gören ağladı

Damat beyin sağ avucun da kınası
Döş cebinden çıktı küçük aynası
Karşı gelmedi mi bunun duası
Damatla gelini gören ağladı

Erciyes derlerde insafı yokmuş
Ayvaz acı köyü içine çökmüş
Erciyes kopmuşta hiç gören yokmuş
Gece felaketi gören ağladı

Gece bir gürültü dağlar dayanmaz
Köylü uykuda kimse uyanmaz
Gören vatandaşın canı dayanmaz
Ayvaz acı köyünü gören ağladı

Felek o dağları sen nasıl yıktın
Erciyes o köyle harbemi çıktın
Kız gelin demedin Toprağa soktun
Cesedi toprakta gören ağladı

Yeter hikmet yazma kalemin durdu
Ayvaz acı köyünde saçlar yolundu
1 hanede 9 ceset bulundu
Cesedi çıkaran ekip ağladı

Dünya cennet olsa kimseye kalmaz
Felek kardeş olsa hiç hatır saymaz
Gün gelir kalemde arayıp sormaz
Bu yazıyı yazan kalem ağladı

YAŞLILIK

Yaşın olmuştur 50
Yer arıyorsun belli
Yaşın olmuştur 60
İnan ki işin bitmiş
Yaşın olmuştur 70
Kaptan denize gitmiş
Yaşın olmuştur 80
Bu dünyayı terk etsen
Yaşın olursa 90
Hafızan olur noksan
Yaşın bulursa 100
Karıştırırsın sözü
Kalmaz ta özü
Kefene bakar yüzü
100’den geçme ileri
Kalmış kemikle deri
Kışın ölme ak dedem
Kim eşecek mezarı
Mezarın hazır olsun
İçine dedem konsun
Yalnız yatamasan
Yanına ebem konsun

BOŞ KAZAN

Kurulmuş devlet kazanı
Suçlamayın yazanı
Uzananlar yemiş
Dervişler hesaba gelmiş

Artık kazanda aş bitmiş
Hortumla çeken gitmiş
Ne yapsın bu derviş
Gene hesaba gitmiş

Kim verecek hesabı
Halk çekecek azabı
Çokça taş getirdik
Olmamış sağlam yapı

Kazanda aş kalmamış
Ocakta taş kalmamış
Her gün gelen zamlardan
Gözlerde yaş kalmamış

Yaşamak mı ölmek mi
Ateş den bir gömlek mi
Nedir halkın çektiği
Dünyaya bir örnek mi

İç borcumuz , dış borcumuz
Nedir bizim suçumuz
Tüp yükseldi gidiyor
Hep yanıyor canımız

İşsizlik içindeyiz
İp ile sizimdeyiz
Öcalan bizden rahat
Biz geçim derdindeyiz

Hesaplar sorulacak
İstikrar aranacak
Hortumla çekilmeyen
Biz kazan kurulacak

SÜRÜDE SÜRMELİ

Sürüde sürmelisin
Gelip de görmelisin
O sürünün yününden
Bir yelek örmelisin

Sürü geliyor sürü
Dertli meliyor biri
Çoban kurban olayım
Sürüyü dön der geri

Sürü yolda sürünür
Güzeller hoş görünür
Güzellerin yoluna
İnanınki ölünür

İP DOLADIM KERMENE

İp doladım kemrene
Efkarlandım ben gene
Yare küçük diyorlar
Ben sevi yom kime ne

Ayağında yemeni
Yaylamızın çemeni
Elinde ip yumağı
Yar çevirir kemrene

İp yumağı dolaştır
Olacağı kumuş tır
Yare bir mektup yazdım
Ne olur Allah ulaştır

İP DOLADIM KERMENE

İp doladım kemrene
Efkarlandım ben gene
Yare küçük diyorlar
Ben sevi yom kime ne

Ayağında yemeni
Yaylamızın çemeni
Elinde ip yumağı
Yar çevirir kemrene

İp yumağı dolaştır
Olacağı kumuş tır
Yare bir mektup yazdım
Ne olur Allah ulaştır

DAĞLAR

Dağlarda tütün tüter
Karlar eriyip gider
Yardan ayrı kalırsam
Belki beni terk eder

Umutlarım hep yarına
Öldüm bir yar uğruna
Ben yarı alamasam
Kar basarım bağrıma

Kar yağar kar üstüne
Bakma eller sözüne
Elimde bir gül olsa
Kim vermese dostuna

KÖRÜ KÖRÜNE

Ne kadar zor şeymiş
Cahil çobanı olmak
Öyle kör bir bela ki
Onun esiri olmak

Ver eline kazmayı
Vurur taşa toprağa
Cahille yuva kuran
Döner sarı yaprağa

Gel birazda sen düşün
Bir şeyler kavrasana
Bırak şu zorbalığı
Bir şeyler anlasana

Gözü bağlı yaşama
2 harf de sen öğren
Kalmasın sizleri de
Cahil gözüyle gören

Okulunu kendin yap
Sende bir şeyler yarat
Dünya ilerliyor
Cahilliği kaldır at

Her yerde okul olsun
İçi çocukla dolsun
Karanlıktan kurtulup
Aydınlığa yol bulsun

Camilerden giden yol
Gene okuldan geçer
Kara tahta olmasa
Saftakiler ne seçer

Bu kalemde neler var
Değerini bilelim
Yanlış yola gideni
Bir kalemde silelim

Okular çoğaldıkça
Cahiller hep azalır
Mezar taşları bile
Kalemle hep yazılır

Öyle bir birlik olsun
Öyle bir dirlik olsun
Kalemle imzalanan
Öyle bir devlet olsun

Bende bir vatandaşım
Kalemle arkadaşım
Sevmesem bu kalemi
Kurumasın gözyaşım

ASKER KURBANI GELİN

Gördüm yasemini düştüm yolları
Boyanmışım al kınalı kanlara
Nasıl ateş etti askerler bana
Cenazeme geldi beni duyanlar

Karaya yolları uzaktır, uzak
Yollarda bekliyor ateşli tuzak
Sana kıyılır mı gelin mevlide
Ellerim varmıyor sana ne yazak

Bir rüzgar esmiştir belirsiz yönden
Yanarım Mevlü’dem bilmiyorum neden
Yuvası yıkılmış virana dönmüş
Allı gelin gitmiş ne gelir elden

Bir kurşun atılmış motora değmiş
Gelin Mevlüde’ye vur emri gelmiş
Kafayı eğdirmiş beynine değmiş
Yıktın incesuyu gelin mevlüde

Seni vuran asker alıp da gitti
Hastaneye vardın nefesin bitti
Bu işte kar ez yok vaden mi yitti
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Oğlun asker olmuş nasıl gidecek
Mehmet’in kokusu sana yetecek
Sana yananların ömrü bitecek
Yıktın ince suyu gelin mevlide


Vardım obasına kuzular meler
Anasız kuzuyu çobanlar neyler
Ananız kuzular nasılda meler
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Mehmet asker olmuş gel de savuştur
Ayrılmış kuzular gel de kavuştur
Konduğun yaylanın suyu ne hoştur
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Elleri kılıçlı bir aslan gibi
Hangi yönden geldi bu zalim tipi
Sarmış kollarını ecelin ipi
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Yavrularını kime emanet ettin
Sonsuz yolculuğa çekip de gittin
Mehmet’i doğuya asker mi ettin
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Bir şalvar giyinmiş ketendir keten
Benim de bu geline yandığım neden
Ecel kurşununa kahrolup giden
Yaktın ince suyu gelin mevlide


Mehmet asker olmuş gel de savuştur
Ayrılmış kuzular gel de kavuştur
Konduğun yaylanın suyu ne hoştur
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Elleri kılıçlı bir aslan gibi
Hangi yönden geldi bu zalim tipi
Sarmış kollarını ecelin ipi
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Yavrularını kime emanet ettin
Sonsuz yolculuğa çekip de gittin
Mehmet’i doğuya asker mi ettin
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Bir şalvar giyinmiş ketendir keten
Benim de bu geline yandığım neden
Ecel kurşununa kahrolup giden
Yaktın ince suyu gelin mevlide



Mehmet asker olmuş gel de savuştur
Ayrılmış kuzular gel de kavuştur
Konduğun yaylanın suyu ne hoştur
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Elleri kılıçlı bir aslan gibi
Hangi yönden geldi bu zalim tipi
Sarmış kollarını ecelin ipi
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Yavrularını kime emanet ettin
Sonsuz yolculuğa çekip de gittin
Mehmet’i doğuya asker mi ettin
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Bir şalvar giyinmiş ketendir keten
Benim de bu geline yandığım neden
Ecel kurşununa kahrolup giden
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Mehmet asker olmuş gel de savuştur
Ayrılmış kuzular gel de kavuştur
Konduğun yaylanın suyu ne hoştur
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Elleri kılıçlı bir aslan gibi
Hangi yönden geldi bu zalim tipi
Sarmış kollarını ecelin ipi
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Yavrularını kime emanet ettin
Sonsuz yolculuğa çekip de gittin
Mehmet’i doğuya asker mi ettin
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Bir şalvar giyinmiş ketendir keten
Benim de bu geline yandığım neden
Ecel kurşununa kahrolup giden
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Mehmet asker olmuş gel de savuştur
Ayrılmış kuzular gel de kavuştur
Konduğun yaylanın suyu ne hoştur
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Elleri kılıçlı bir aslan gibi
Hangi yönden geldi bu zalim tipi
Sarmış kollarını ecelin ipi
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Yavrularını kime emanet ettin
Sonsuz yolculuğa çekip de gittin
Mehmet’i doğuya asker mi ettin
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Bir şalvar giyinmiş ketendir keten
Benim de bu geline yandığım neden
Ecel kurşununa kahrolup giden
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Mehmet asker olmuş gel de savuştur
Ayrılmış kuzular gel de kavuştur
Konduğun yaylanın suyu ne hoştur
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Elleri kılıçlı bir aslan gibi
Hangi yönden geldi bu zalim tipi
Sarmış kollarını ecelin ipi
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Yavrularını kime emanet ettin
Sonsuz yolculuğa çekip de gittin
Mehmet’i doğuya asker mi ettin
Yaktın ince suyu gelin mevlide

Bir şalvar giyinmiş ketendir keten
Benim de bu geline yandığım neden
Ecel kurşununa kahrolup giden
Yaktın ince suyu gelin mevlide

İLMİN TEMELİ

Ne güzel şeydir ilimle olmak
İlim Çin’de de olsa arayıp bulmak
Büyük Atatürk’ün izinde olmak
Okuyanı atam sever vatan sever bende severim

Doğuştan sonsuza kadar ilimle savaş
İlmi öğreten canımı da alsa olurum kardaş
Görünen amansız dağları kanatsızca aş
Bak dökülür göklerden bulutsuz bir yaş

Oku arabul yarış
Dünyayı ölçersin hep karış, karış
Bize yan bakan olursa susma
Git ona bir şey öğrenmek için barış

İlmin yoları engelde olsa
Canımız askıda çengelde olsa
Gözümüz bir avuç toprakta olsa
Yatmayız toprakta ilmi ararız

Sen senin insansın her şeyi çözersin
Ham demirde olsa yumrukla ezersin
İlme aşık olmayan gelincik gül bile
Açmasın solsun rengi bezersin

Kültürle ilim dostumdur benim
Okyanusa da yüzer batmazdır gemim
Miras koyma istemem arkadaş
Eserin kalsın dünyada senin

ŞİİR SİTEMİ

Tutan yok ellerimi
Susmayan dillerimi
Bütün dile getirdim
Yurdumu köylerimi

Şu giden uzun yollar
Herkes yolunu yollar
Şu ağaçlar şen kuşlar
Bilemezler halimi

Küsem dedim kadere
Şiirim döndü hedere
Almam desem elime
Gönlüm sanki medrese

Baktım ki dağlara Ala, ala kar
Al götür beni soğukluğa sar
Köyümde ilimde karınlıktayım
Dünya genişte olsa benim için dar

Herkesin ayrı ,ayrı
Bir görüşü vardır
Bir örümce de olsa ağı ile
Yuvasını örüşü vardır

Baktım ki uzaklara
Ilgın, ılgın bir yol
Gel gör ileriyi
Oraya sen hükümdar ol

İNCESU ÜZÜM FESTİVALİ

Bağa çubuk ekerim
Dibine su dökerim
Kız ben senin yüzünde
Nice yıldır bekarım

Sepet aldım koluma
Düştüm bağın yolana
Gonca gülsün solarsın
Varma elin oğluna

Beyaz üzüm keserim
Yaprağını düzerim
Alamasam kız seni
Diyar,diyar gezerim

Siyah üzüm kesmişem
Rakı yapıp içmişem
Kız kapının önünden
7 kere geçmişem

Kulak astım ezana
Şıra koydum kazana
Kız kurbanlar olayım
Seni bana yazana

GAFFARA SESLENİŞ

Ne cesur gaffarmış o bizim gaffar
Halkının yüreği yanıyor far ,far
Doğmuşta doğacakta nice gaffar var
Gaffarlar ölmez hep aramızda

Diyarbakır da vardı bahar havası
Gaffarım ölünce tuttular yası
Allah’ın şehidi gelmeyin ası
Gaffar bir ilaçtı hep yaramızda

Cesaret güçlü güler yüzlüydü
Mertçe konuşur doğru sözlüydü
Sanki yörenin bahçıvanı ayağı tozluydu
Denizler gemi kartaldı karamızda

Polisim askerim hepside Okan
Şehitlerimden aksın toprağıma kan
Var mı karşısında aslanlara yan bakan
Köpektir ağaca gizlenip yakan

Sporu severdi gel Fenerbahçe
Çakallar öldürdü gidiyor güce
Gaffarlar gibi geliyor nice
24 ocaktı gaffarla mumcunun öldüğü gece

Kalmaz vatan hainleri yanınıza kalmaz
Ne şehitler verdik yurdumdan bir çiçek solmaz
Bir gün geleceksin sende ipe
Gaffar’a uzananlar bir nefes almaz

Seyircisin bir köşede izledin
Korkaksın katilliğini gizledin
Erkeksen kolaysa çıkın meydanı
Sizin gibi çeteler delirmiş dana

Okanlar ölür volkanlar kalır
Bu güzel yurduma şehitler verir
Sizin gibi Öcalanlar zindanda erir
Hikmet bile o diyarda can verir

İnsan değerli varlık dizilir mi kurşuna
Nasıl hedef alıp da ateş edersin ona
Hiç dikkat etmedin mi istiklal marşına
At şu kini içinden insanca çık karşıma

Bir ananın oğlu gider diyar bakırdan
9 ananın oğlu gelir yerine
Hizbullah’ın göz dünmüş
Adam öldürüp gömecekmiş derine

ZAMAN KADINLARI

Bulaşığı yıkar dolap
Dönüyor hep yalap ,yalap
Evi süpürür mırıltı
Hiç kesilmez hırıltı

Çamaşır yıkanır dönerek
Balkona ser överek
Alo derler konuşur
Her kes ile görüşür

Tüp nen yanıyor ocak
Hazır satılır saçak
Dondurucu evlerde
Eski dolap köylerde

Robot soğanı doğrar
Hanım eve geç uğrar
Dünya evin içinde
Hanımlar ne biçimde

Birde cepte telefon
Kontörler gider on, on
Piriz den çektik fişi
Çabuk bitirdik işi

Herkes’te kredi kartı
Alırlar tartı,tartı
Gelir yüklü fatura
Bey nereye yatıra

Pasta ile börekler
Yağlı ,yağlı çörekler
Çoğu kilo derdinde
Hiç inmiyor göbekler

Bir demlikte çaydan
Hanımlar atar dişi
Sen çayını rahat iç
Beyler ödüyor fişi

Herkes aldı taksiyi
Ne kaldı ki eksiği
Artık çıkalım aya
Uydudan kaya ,kaya

Aydan alalım arsa
Eğer hayat varsa
Çıkın yükselin aya
Koca dünya darsa

Her gün giderler güne
Şükretmezler bugüne
Yırtmaçlı eteklerden
İhtiyaç yok dürbüne

İNCESU

Tarihi eserdir hanı hamamı
Daha da düzelir gelir zamanı
Eksiği daha çok bitmez tamamı
Başkanlara selam olsun İncesu

Coşkuludur İncesu’nun barajı
Yollar eğri hep dolanır virajı
Hep de serin eser poyrazı acı
Sana selam olsun bizim İncesu

Dağların ardında yabanlar yatlar
Bir yanda bağlar bir yanda katlar
Bakımsız parkında bitiyor otlar
Gene de düzelir bizim İncesu

Şöyle bir çıkalım tekke dağına
Şıktır evliyayı basmış bağrına
Asadaki sular kalmaz yarına
Oralarda tamir oldu İncesu

Kuzular meleşir koyunlar meler
Koyunun sesi de bağrımı deler
Sorun aşıklardan doğruyu söyler
Tekke dağı hoş görünür İncesu

Üzümü çok biter toprağın soyu
Kaba yel çok eser bumudur huyu
9 pınardan geliyor suyu
Suyumuzda ne hoş oldu İncesu

Canım Erciyes’in duruşu başka
Gören aşıkları getirir aşka
Çıktım yaylasına havası başka
Kar yatağın ne hoş durur Erciyes


İçinde anayol uzanır gider
Çevrede orman yok serçeler öter
Eksek taşın içine filizler biter
Oralarda orman olur İncesu

Baktıkça çevremiz yeşil görünsün
Yazan hikmet bile artık övünsün
Taşın içine ağaç dikek görünsün
Benim yörem güzel olur İncesu

İNCESU

Tarihi eserdir hanı hamamı
Daha da düzelir gelir zamanı
Eksiği daha çok bitmez tamamı
Başkanlara selam olsun İncesu

Coşkuludur İncesu’nun barajı
Yollar eğri hep dolanır virajı
Hep de serin eser poyrazı acı
Sana selam olsun bizim İncesu

Dağların ardında yabanlar yatlar
Bir yanda bağlar bir yanda katlar
Bakımsız parkında bitiyor otlar
Gene de düzelir bizim İncesu

Şöyle bir çıkalım tekke dağına
Şıktır evliyayı basmış bağrına
Asadaki sular kalmaz yarına
Oralarda tamir oldu İncesu

Kuzular meleşir koyunlar meler
Koyunun sesi de bağrımı deler
Sorun aşıklardan doğruyu söyler
Tekke dağı hoş görünür İncesu

Üzümü çok biter toprağın soyu
Kaba yel çok eser bumudur huyu
9 pınardan geliyor suyu
Suyumuzda ne hoş oldu İncesu

Canım Erciyes’in duruşu başka
Gören aşıkları getirir aşka
Çıktım yaylasına havası başka
Kar yatağın ne hoş durur Erciyes


İçinde anayol uzanır gider
Çevrede orman yok serçeler öter
Eksek taşın içine filizler biter
Oralarda orman olur İncesu

Baktıkça çevremiz yeşil görünsün
Yazan hikmet bile artık övünsün
Taşın içine ağaç dikek görünsün
Benim yörem güzel olur İncesu

YİNE KAHRETTİM

Kötülere kurban oldum
Zor yüklere urgan oldum
Gariplere yorgan oldum
Kadere kahrettim gene

Tüfek oldum atılmadım
Mermi oldum satılmadım
Altın oldum tartılmadım
Kadere kahrettim gene

Küpler güğümler donattım
İpeklere nakış attım
Bütçeme katkılar yaptım
Kadere kahrettim gene

Ne zor işler başardım
Görenler hep şaşırdı
İçimde bilgi taşardı
Kadere kahrettim gene

Kader gözüm kör olaydı
Varıp bir taşa konaydı
O taşa da ben acırım
Keşke toprağa konaydı

Kötülere kul olmuşum
Bitenlere yol olmuşum
Altın idim pul olmuşum
Kadere kahrettim gene

İçerlerde bitmez işim
Sabrettikçe gitti dişim
Hiç bahar gelmedi bana
Başımdan gitmedi kışım

Çalışan bir dövizlerim
İşleyen bir mavzerim
Engel olsa karlı
Dağları alır kalemle ezerim

YAZIK GEÇEN ÖMÜRE

O koskoca yıllarda
Nasıl geçti bu ömür
Çekilene bakarsak
Dayanmaz buna demir

Yolun sonu uzundu
Hem gittim hem ulaştım
Bir gül olup aşmadan
Çalılara dolaştım

İnce uzun yollarda
Yürüdükçe düşündüm
Baştan sonuna kadar
Çilelere büründüm

Şimdi artık yaşlandım
Geldi başka yolculuk
Eğer nasip olursa
Tabut denen o oluk

GÜZ AYLARI

Güz ayları yaşadım
Hiç bahar yaşamadım
Yerlerde toprak oldum
Kanatsız uçamadım

Çağlayanım akmadı
Bir söğüdüm sarkmadım
Aydın olmak içimde
Kalemi bırakmadım

Hiç yeşil olamadım
Yapraklarım sarardı
Görüşlerim genişti
Yörem bana çok dardı

Olsam bir yaz mevsimi
Herkes duysun sesimi
Karanlıklar geride
Ufuklar olsun yeni

ÜMİTLER

Ümitler sönecek mi
Bahara dönecek mi
Kara kış hep benimle
Bilmem yaz gelecek mi

İlk baharın seliyim
Son baharın yeliyim
Değmen benim gönlüne
Okur yazar deliyim

Çiçek olsan dallarda
Arı olsan ballarda
Ben bir garip yolcuyum
Uzun ince yollarda

BARIŞA SESLENİŞ

Bir gece yarısıydı ölümün ansızın oldu
Yıldızlar yerinden kaydı ay bile soldu
O gece dünya bile dönemedi yerinde durdu
Bir acı haberdi barış sevenlerin neşesi bozuldu

O bir barış köprüsü bizlerle el eleydi
Çocuklarla mutlu insanlığın meleği idi
Şubat ayının rüzgarı bilmem ki nasıl değdi
Barışın bedeni öldü ruhu hep bizimleydi

Savaşlardan uzaka barışlara yakındı
Manço’nun ölüsüne hep insanlar akındı
Bir cansız resmide bile ölünce
Onun solgun çocuklarına bakındı

Barış hem özgürdü hem de aydın
Bilmem ki habersiz aramızdan nasıl kaydı
Adam olacak çocukları bizlere hep saydı
Sen bir barış rüzgarı biraz daha yaşasaydın

Barış bir müzisyen her zaman aramazdı
Ruhu bize teselli ilaçtır yaramızda
Uzun saçları ne hoştu yoktu bile genç kızda
Barış’ın sesi gelir her müzikte her cazda

Senin barış köpründe bizler her zaman varız
Sendeki görüşleri yarınlara taşırız
Toplumda yer olmuş şerefli madalyanız
Barış gibiler ölmez her zaman yanındayız

KARA CAHİL

Uzak dur cahilden anlamaz seni
Ne bir uçak yapar nede bir gemi
Külçe Altın olsan eritir seni
Kalemi tutanların yanına varın

Cahille çıkmayın bi uzun yola
Değerini bilmez satar bir pula
Sen sağa götürürsen o gider sola
Yolunu bilenen yanına varın

Gerçekle yalanı hep eşit tutar
Konuşmayı bilmez insanı yutar
Ne gelir aklına kaldırır atar
Lafını bilenin yanına varın

Yüküm demirdendir gücüm kalmadı
Gerçek göz önünde suçum kalmadı
Son damladan bardak taştı almadı
Gerçekleri bilenin yanına varın

Hangi yola gitsem demirden tuzak
Bir sitem yüküyüm mutluluğu uzak
Cahil sevgi bilmez ne yazak
Sevgiyi bilenin yanına varın

Cahille konuşup sohbet kurmayın
Onlardan uzak durun yakın olmayın
Bilemez hal hatır boşa sormayın
Hal hatır bilenin yanına varın

Namustan anlamaz işten anlamaz
Karakteri bilmez aştan anlamaz
Kırıcı konuşur laftan anlamaz
Lafını bilenin yanına varın

Gerçeği bilemez suçu bilemez
Gider karanlığa aydın göremez
Kaba davranmaktan başka şey bilmez
Ağır kamillerin yanına varın

Vermez mutluluk veremez şefkat
Sevgisiz kalırmış en güzel evlat
Ne alır ne satar olmaz bereket
Bilerek alanın yanına varın

Cahil zor balığa çok önem verir
En çok başkasının suçunu görür
Eğer insan olsa birazcık erir
Eriyen insanın yanına varın

Ne bulsa indirir doymaz mideye
Sanki tıra benzer baksan gövdeye
Mutlaka gitse nereye
Efendi olanın yanına varın

Sevmez okuyanı tutmaz kalemi
Kalem tutanlardan keser selamı
Ömür boyu Allah vermiş belamı
Okuyup yazanın yanına varın

Kalem tutmaz ama kazmayı bilir
Tam kendi gibi kafadar bulur
Bir kırık küreğe belki sap olur
Kırık kürek dursun kaleme varın

Bulgur değirmeni öğüdür lafı
Çıkan kanunlardan anlamaz affı
Boş yere doldurur camide safı
Kanunu bilenlerin yanına varın

BİLEN YOK BENİ

Ayağıma giymedim ağır kundura
Alıp da giymeme gelmedi sıra
Saçlarım ağırdı döndü bozkıra
Hiç mi içinizde yok beni bilen

Taze çorap giyip basmadım yere
Elime geçtiyse verdim birine
Yana ,yana dönmüşüm kömüre
Hiç mi içinizde yok beni bilen

Mağazaya gidip de giymedim çuka
Giyine imrendim hep baka ,baka
Sırtım da görünür çala yaka
Hiç mi içinizde yok beni bilen

Metre malı bilmem sanki bana yas
Parça mallarına salladım makas
Dikip yakıştırdım oldu en hassas
Hiç mi içinizde yok beni bilen

BİR KIZ GÖRDÜM

Binmiş arabasına çekip gidiyor
Ağzında sigarası tütüp gidiyor
Bülbül misali bir ses işittim
Kınalı kekliğim ötüp gidiyor

İstediği yerleri gezip gidiyor
O uzun yolları süzüp gidiyor
Yoların aslanı o benim kızım
Yan gözle bakanı ezip gidiyor

Yol garibi çöl kuşum
Yollarda yorulmuşum
Kız ben seni görünce Başımdan vurulmuşum

SEVGİ SİTEMİ

Ben seni sevmişim bir heveslen
Ömrüm geçti gitti kara yaslan
Çekerim kahrını dokuz nazlan
Canım son nefeste kalsa da bile

Yollarım gitse de ölümden öte
Ben sana yanmışım hep tüte, tüte
Sürdüm izlerini hep gide de
Yolum cehenneme düşse de bile

Dikenli tellerde hayatım mahkum
Ver de içeyim bi avuç zakkum
Çöllerde olayım savrulan bir kum
Savrulan kumlarda sevgin var senin

Ağarsa saçlarım solsa yüzlerim
Neden şair oldum sana sözlerim
İçimdeki aşkı bunca gizlerim
Açılıp mezara dökülse bile

Çekerim bu yükü sonuna kadar
Kaptan olsam gemim sulara batar
Gidecek benimle sonuna kadar
Mezarda sorsalar söylemem

Yüzümde çizgiler senin izlerim
Son nefeste bile seni gözlerim
Bir saat görmesem seni özlerim
Gözlerim kapanıp gitse de bile

BAYRAĞIM VE VATANIM

İndirme göklerden al şu canımı
Değme toprağıma dök şu kanımı
Şehitle süslediğim bu vatanımı
Bölüp te bizden kimse alamaz

Dağları delip tüneller yaptık
Şehitler kanından harcını yaptık
Bayrağın üstüne ay yıldız taktık
Bu vatanı bizden kimse alamaz

Çöl çamur demedik dağları aştık
Bir avuç kanımızı toprağa saçtık
Kurduk cumhuriyeti huzura vardık
Bir avuç toprağı kimse alamaz

Toprağımla bayrağımı öperim
Şehidimin üstüne seni örterim
Ruhum bedenden ayrılsa bile
Hilal bayrağımı getirin derim

Hiçbir kuvvet sana engel olamaz
Biz oldukça senin rengin solamaz
Bir çakıl taşına bin şehit verdik
Toprağımın değerini şehitle bildik

Sen bir şeref Sen bir namus sen bir etkensin
Karada denizde göklerde sanki bir yelkensin
O rengin o yıldız birde hilalin bu vatan üstünde
Sönmez hayalin

NEVRUZ

Baharın müjdesi nevruzu gördüm
Ondaki neşeyi yüzüme sürdüm
Topladım onları bir demet dürdüm
Baharın kokusu nevruzum benim

Bir karış boyları Minik çiçeği
Ilık iklimleri sever sıcağı
Müjdeler baharı açar kucağı
Baharın kokusu nevruzum benim

Bahar derim bütün otlar canlanır
Arı çiçek toplar petek ballanır
Gelincikler tepelerde allanır
Baharın kokusu nevruzum benim

Yaylasıyla ovasıyla
Su taşırım kovasıyla
Ben baharı çok severim
Mor çiçekli doğasıyla

Aşıklar yarışır
Deryalara karışır
Hikmet bile sevincini
Bütün bahara taşır

OLMA

Derler kurursa nehirler kalır
Mezralar göç etse şehirler kalır
Ozanlar ölürse şiirler kalır
Al kalemi yazda silici olma

Atıp ölse ayağında nal kalır
Yiğit ölse kervan gider ün kalır
Satırlar insandan bir gönül alır
İncitip gönülleri kırıcı olma

Bir gün öleceğim benim ne kalır
Hikmet efkarlansa bir kalem alır
Defter bulmasa bir kağıt alır
Deryaları yazda silici olma

Yanana yardım et yakıcı olma
Bülbül olursan tikene konma
İnsanlık yoluna her şeyi versem
Verici olda alıcı olma

Düşün satırdaki gerçek anlamı
Kalemin yazdığı deşti yaramı
Kitaba deftere harca paranı
Okuyup köşeye atıcı olma

100 yaşında olsan bir şeyler öğren
İşte o insandır gözüyle gören
Odur ki çevresine bir şeyler veren
Ya, öğret ya öğret verimsiz olma

Gerçeği bilmesen geri olma
Cahil anonsuna verici olma
Otur bir kenara dinle sözleri
Batıl sözlerle yorucu olma

Taşı silahını atıcı olma
Mermiyi fişeği satıcı olma
Cahilden uzak dur koru kendini
Kaleminle yüzde batıcı olma

TOPRAĞIM

Ekerim dikerim sularım seni
Ormandaki ağaçtan yaparım gemi
Her türlü çiçekle süslerim Seni
Toprağım demekten gurur duyarım

Dağlarım ovalarım bahçelerim bağlarım
Tanesine hayrım başaklı buğdayların
Pare ,pare Erciyes’te karım
Canım Erciyes’ten gurur duyarım

Mezarda üstümün yorganısın sen
Sonsuza kadar tükenmeyen uğraşımsın sen
Dünyada en güzel toprağımsın sen
Seninle çalışmaktan gurur duyarım

Dağları aşmak için atlanırım ben
Toprağım için şehit olmaya katlanırım ben
Gün ışığında ağaç gölgesine saklanırım ben
Ağaçlı toprağımdan gurur duyarım

Erciyes komşumdur Kayseri ilim
Toprağım yeşersin solmasın gülüm
Veysel gibi aşığım susmuyor dilim
Veysel gibi olmaktan gurur duyarım

Vatanım toprağım bayrağım güzel
Yurdumun yeşilliği olmasın gazel
Derlerden akan boz bulanık sel
Sulasın toprağımı gurur duyarım

Hikmet hanım toprağı dile getirdi
Fidan diktim ne hoş meyve bitirdi
Rüzgar esti kekik kokusu getirdi
Mis gibi kokusundan gurur duyarım

İlçem İncesu ilim kayseri
Toprağı sevmeyen inan serseri
Topraklı mezarım candanda beri
Uzanıp yatmaktan gurur duyarım

ÇEVREMİZ

Çevre demek ne demek
Bizim evimiz demek
Yeşilliğin üstünde
Belki Yeriz bir yemek

Uygar toplum çevresi
Temiz alır nefesi
Eğer çevre kirliyse
Çamur olur çizmesi

Şu güzel İncesu’yu
Pırıl, pırıl yapalım
Her yeri temiz tutup
Yanlışları atalım

7 den 70 e hep el ele olalım
Giderilsin eksikler
İncesu’da kalım

İŞTE BEN ÖKSÜZÜM

Sorun öksüzlerin masum halini
Almayın elinden hiçte malını
Çok görürler ayağında nalını
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Hiç kimse sıvamaz öksüz başını
Anlamazlar gözden akan yaşını
Yemek yerken yıkan olur kaşını
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Ayakkabı yırtık ceketi yırtık
Öksüz olanların değişir kılık
Öksüz olmayanın yuvası ılık
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Sertçe konuşurlar yumuş tutturur
Tutmasan yumuşu ağı yutturur
Bir lokma ekmeğe dana yutturur
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Herkes sever gibi almaz içeri
Kıvranır sokakta bitmiş naçarı
Hiç ortaya gelmez öksüzün kari
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Bir ceket alsalar eskitme derler
Geç gelse sofraya oturup yerler
Temiz olsa bile hep kirli derler
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Konuşurken bile hep sustururlar
Kimse önem vermez hep pustururlar
Yediği lokmayı hep kustururlar
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Öksüz olmadım da olanı gördüm
Doğrumu sözlerim bilene sordum
Baktım hallerine ağlayıp durdum
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Ayağına giymiş kara bir lastik
Başına koyduğu kirli bir yastık
Yırtık pantolonu ahıra astık
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Emmiye dayıya sürülecek mi
Allah tan bu dava görülecek mi
Haklı haksız bir gün dirilecek mi
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

Kim suç işler ise öksüzü bulur
Haklı davasında haksız olur.
Mal mülk gider ortada kalır
İşte ben öksüzüm ,öksüzüm anam

KİTABIM

Bir bilgi hazinesi
Övmekle tüketemem
Eğer yanımda olmasan
Ben sensiz hiç edem

Geçer mi hiç O günler
Ben kitap okumasam
Rüyalarıma girer
Onu elime almasam

Her şeyden yakın dostum
Onu bağrıma bastım
Bir harf öğrenmek için
Okul yoluna koştum

Anam kadar yakındır
Kitaplarım hep bana
Okumasam mutsuzum
Okurum kana, kana

Her yerde her zaman
Odur bana arkadaş
Kitapları sevmesem
Ben olurum kara taş

Hep beraber olalım
Bol kitap okuyalım
O bilgi hazinesini
Kafamıza koyalım

Tembellikten uzak dur
Sayfa ,sayfa kitap aç
Kim kitap okumasa
Sen ondan uzağa kaç

Yurdum davetli olsun
Bol kitap okumaya
Hiç kimsede kalmasın
Cahillik denen maya

BUKET İÇİN OKULUM

Sabah erken kalkarız
Yakamızı takarız
Biraz uyku zor gelir
Canımızı sıkarız

İnce uzun yollarda
Hep geliriz okula
Kazalardan korkarız
Bakarız sağa sola

Sıralara oturur
Kitapları açarız
Kalemle defter alır
Bir şeyleri yazarız

Öğretmenim sözü ile
Atamızın iziyle
Biz neler öğreniriz
Türkçe’mizin özüyle

Okul anadır bana
Okul babadır bana
Hangi kitabı açsam
Hepsi bilgiden yana

BİLGE İÇİN OKULUM

Ben bir küçük çocuktum
Okul yoluna koştum
Gördüm Öğretmenimi
Sevgiden Taşıp coştum

Okulum Hep Yuvamdır
Öğretmenim anamdır
İçimdeki hep hisler
Atatürk’ten yanadır

Biz minicik çocuklar
Hep okulun yolunda
Bilgi dolu kitaplar
Hepimizin kolunda

Farkında olmayarak
Öğretmeni yorarız
Okulun bahçesinde
Ne güzelde oynarız

20 Ağustos 2009 Perşembe

İNCESU FOTOĞRAFLARI

GÜZEL İNCESUMUZUN FOTOĞRAFLARININ PAYLAŞILDIĞI BU BLOĞU SİZLERE ÖNERİRİM

26 Haziran 2009 Cuma

KADER UTANSIN




Yollarım hep diken kalmadı özüm
Kaderin suçu ne tanrıya özüm
Ağardı saçlarım görmüyor gözüm
Suçum nedir kader benden utansın.
Gönlüm viran olmuş bir çiçek açmaz
Yaprağım kurumuş saksıdan taşmaz
Kokusu karanfil herkese kokmaz
Beni anlamayan gönül utansın.

Yar ezdi içimi kesti gücümü
Bilemedim işlediğim suçumu
Kendi ellerimle yoldum saçımı
Saçlarımı yolan eller utansın.

Kaderi yazanla açık aramız
Aşk ile bağlanmadı gönül yaramız
Dert yükü doğurmuş bizi anamız
O yükü taşıyan kader utansın.

Baykuşun yuvası kayanın dibi
Aşk kalbe girmiş sevecek gibi
Kader yağdırıyor kar ile tipi
O karı yağdıran kader utansın.

22 Haziran 2009 Pazartesi

BİLEN YOK BENİ

Ayağıma giymedim ağır kundura
Alıp da giymeme gelmedi sıra
Saçlarım ağardı döndü bozkıra
Hiç mi içinizde yok beni bilen?

Yeni çorap giyip basmadım yere
Elime geçtiyse verdim birine
Yana yana dönmüşüm kömüre
Hiç mi içinizde yok beni bilen?

Mağazaya gidip de giymedim daha
Giyene imrendim hep baka baka
Sırdım da görünür eski bir yaka
Hiç mi içinizde yok beni bilen?

Metre malı bilmem sanki bana yas
Parça mallarına salladım makas
Dikip yakıştırdım oldu en has
Hiç mi içinizde yok beni bilen?

BİR KIZ GÖRDÜM

Binmiş arabasına çekip gidiyor
Ağzında sigarası tütüp gidiyor
Bülbül misali bir ses işittim
Kınalı kekliğim ötüp gidiyor.

İstediği yerleri gezip gidiyor
O uzun yolları süzüp gidiyor
Yolların aslanı o benim kızım
Yan gözle bakanı ezip gidiyor.

Yol garibi çöl kuşum
Yollarda yorulmuşum
Kız ben seni görünce
Başımdan vurulmuşum.

SEVGİ SİTEMİ

Ben seni sevmişim bir hevesle
Ömrüm geçti gitti kara yasla
Çekerim kahrını dokuz nazla
Canım son nefeste kalsa bile.

Yollarım gitse de ölümden öte
Ben sana yanmışım hep tüte tüte
Sürdüm izlerini hep yüzüme
Yolum cehenneme düşse bile.

Dikenli tellerde hayatım mahkum
Ver de içeyim bir avuç zakkum
Çöllerde olayım savrulan bir kum
Savrulan kumda sevgin var senin.

Ağarsa saçlarım solsa yüzlerim
Neden şair oldum sana sözlerim
İçimdeki aşkı bunca gizlerim
Açılıp mezara dökülse bile.

Çekerim bu yükü sonuna kadar
Kaptan olsam gemim sulara batar
Gidecek benimle sonuna kadar
Mezarda sorsalar söylemem bile.

Yüzümde çizgiler senden izlerim
Son nefeste bile seni gözlerim
Bir saat görmesem seni özlerim
Gözlerim kapanıp gitse bile.

BAYRAĞIM VE VATANIM

İndirme göklerden al şu canımı
Değme toprağıma dök şu kanımı
Şehitle kazandığım bu vatanımı
Bölüp de bizden kimse alamaz.

Dağlar delip tüneller yaptık
Şehit kanıyla harcını yaptık
Bayrağın üstüne ay yıldız taktık
Bu vatanı bizden kimse alamaz.

Çöl çamur demedik dağları aştık
Bir avuç kanımızı toprağa saçtık
Kurduk cumhuriyeti huzura vardık
Bir avuç toprağı kimse alamaz.

Toprağımla bayrağımı öperim
Şehidimin üstüne seni örterim
Ruhum bedenden ayrılsa bile
Hilal bayrağımı getirin derim.

Hiçbir kuvvet sana engel olamaz
Biz oldukça senin rengin solamaz
Bir çakıl taşına bin şehit verdik
Toprağımın değerini şehitle bildik.

Sen şeref, sen namus, sen etkensin
Karada denizde gökte sanki yelkensin
O rengin, o yıldız, bir de hilalin
Bu vatan üstünde sönmez hayalin.

NEVRUZ

Baharın müjdesi nevruzu gördüm
Ondaki neşeyi yüzüme sürdüm
Topladım onlardan bir demet dürdüm
Baharın kokusu nevruzum benim.

Bir karış boyları minik çiçeği
Ilık iklimleri sever sıcağı
Müjdeler baharı açar kucağı
Baharın kokusu nevruzum benim.

Bahar derim bütün otlar canlanır
Arı çiçek toplar petek ballanır
Gelincikler tepelerde allanır
Baharın kokusu nevruzum benim.

Yaylasıyla ovasıyla
Su taşırım kovasıyla
Ben baharı çok severim
Mor çiçekli doğasıyla.

Aşıklar yarışır
Deryalara karışır
Hikmet bile sevincini
Hep bahara taşır.

OLMA

Dereler kurursa nehirler kalır
Mezralar göç etse şehirler kalır
Ozanlar ölürse şiirler kalır
Al kalemi yaz da silici olma.

Atım ölse ayağında nal kalır
Yiğit ölse kervan gider ün kalır
Satırlar insandan bir gönül alır
İncitip gönülleri kırıcı olma.

Bir gün öleceğim benden ne kalır
Hikmet efkarlansa bir kalem alır
Defter bulamazsa bir kağıt alır
Deryaları yazda silici olma.

Yanana yardım et yakıcı olma
Bülbül olursan dikene konma
İnsanlık yoluna her şeyi versem
Verici ol da alıcı olma.

Düşün satırdaki gerçek anlamı
Kalemin yazdığı deşti yaramı
Kitaba deftere harca paranı
Okuyup köşeye atıcı olma.

Yüz yaşında olsan bir şeyler öğren
İşte o insandır, gözüyle gören
Odur ki çevresine bir şeyler veren
Ya öğret ya öğren verimsiz olma.

Gerçeği bilmesen gerici olma
Cahil anonsuna verici olma
Otur bir kenara dinle sözleri
Batıl sözlerle yorucu olma.

Taşı silahını atıcı olma
Mermiyi fişeği satıcı olma
Cahilden uzak dur koru kendini
Kaleminle yüz de batıcı olma.

GERÇEKÇİ OLMAK

Camiler yıkılıp tespihim kopsa
Vücudum eriyip hamurda olsa
Ruhum canlanır Allah aşkıyla
Yeri göğü yaratan oysa.

Tel tel iplik iplik
Bağlasalar ağzımı
Kimse susturamaz içimi
Allah için atan nabzımı.

Güvenli olalım bir huzur için
Gidişat hoş değil bu da ne biçim
İçimiz dışımız aynısı olsun
Neleri kaybetmişiz yanıyor içim.

Doğruyu merhameti sever dinimiz
Hep ilim üretse bizim beynimiz
Aydın ve gerçekçi olursak eğer
Kimseye kalmaz bizim kinimiz.

İLMİN TEMELİ

Ne güzel şeydir ilimli olmak
İlim Çin’de olsa da arayıp bulmak
Büyük Atatürk’ün izinde olmak
Karanlığa götürür ilimsiz kalmak.

Doğuştan sonsuza kadar ilimle savaş
İlim öğreten canımı da alsa olurum gardaş
Görünen amansız dağları kanatsızca aş
Bak dökülür göklerden bulutsuz bir yaş.

Oku arabul yarış
Dünyayı ölçersin hep karış karış
Bize yan bakan olursa susma
Git ona, bir şey öğrenmek için barış.

İlmin yolları engel de olsa
Canımız askıda çengel de olsa
Gözümüz bir avuç toprakta olsa
Yatmayız toprakta ilmi ararız.

Sen insansın her şeyi çözersin
Ham demirde olsa yumrukla ezersin
İlme aşık olmayan gelincik, gül bile
Açmasın solsun rengi bezersin.

Kültürle ilim dostumdur benim
Okyanusta yüzer batmaz gemim
Miras bırakma istemem arkadaş
Eserin kalsın dünyada ilim.

Eğer ilim olmada kuran yazılmazdı
Eğer ilim olmasa gemiler denize dalmazdı
Eğer ilim olmasa uçak havalanmazdı
Eğer ilim olmasa kalem bile yazmazdı.


KENDİNİ BEĞENMİŞ

Kendini beğenen dostluk kuramaz
Padişah olsa insan olamaz
İşini bulsa arkadaş bulamaz
İnsanlığa özenelim arkadaş.

En büyük değeri insana versek
Kendi hatamızı kendimiz görsek
Topluma olalım en iyi örnek
İnsanlığa özenelim arkadaş.

KUTLU GÜL GECESİ

Hz. Muhammet’e

Sen doğduğun gece
Dünyaya nurlu bir rahmet, sonsuz bir nimettin.
Senden çok hissiyat aldı, binlerce ümmetin
Sen dünyalara nur, alemlere örnektin.

Sen, yücelerin yücesi
Sen, karanlıkların meşalesi
Sen, nurlu zemzemlerin şelalesiydin
Sen dünyalara nur, alemlere örnektin.

Sen, merhametin yüküydün
Sen, İslamiyet’in köküydün
Sen, dillerde asırlar süren övgüydün
Sen dünyalara nur, alemlere örnektin.

Ey yüce peygamber

Sen, insanlığın meleği
Sen, dualarımızın dileği
Seni imanla getiriyoruz dile
Şerife-i besmeleyi.

Ey yüce peygamberimiz
Seni Allah zalimlerden
Örümceğin ağı ile korumuş
Senin için mağaralarda yaşamakta zormuş
Ama içindeki ışık sönmedi dünyalar nurmuş.

Sen Allah’ın kahramanı sen Allah’ın nuru
Sen insanlığın gururu
Sen İslamiyet’in onuru
Sen alimlerin ışığı.

Sen Hira Dağı’nda
Esma’nın getirdiği kuru ekmekle beslendin
Sen her şeye sabırlı bulunur nefsini hep yenerdin
Sen İslamiyet’in sevgisini hep içinde besledin
Sen herkesin üzerinde sevgi rüzgarıyla eserdin.

Sen nur dağının ayet yazılmış taşısın
Sen İslamiyet’in başısın
Sen gözlerimizin yaşısın
Sen içimizden silinmeyen imanımızda yazısın.

YUNUS’A

Medeniyetle kültür
Hepsi Yunus’ta mükemmel
Onun insanlık öyküsü kalmış
Dünyada asırlar evvel.

Yirmi birinci asırda bile
Yunus dillerde dolaşır
Onun koyduğu izler
Çağımıza ulaşır.

Yunus’un şairliği
Selçuklular çağında
Sevgiler fışkırırmış
Emre’nin hep bağrında.

1240’larda
Doğduğu söylenirmiş
Çağdaş bir şair olduğu
Belki de büyük ermiş.

Kültürle medeniyet
Yunus’ta bir şelale
Yüzündeki o nurlar
Benzermiş hilale.

Farklı farklı yerlere
Türbeleri yapılmış
Binlerce yıl önce
Yazdıkları anılmış.

Yunus Emre’yi tanırsak
Hakkını savunuruz
Medeniyet eseri var
Bizler de avunuruz.

Sen insanlığın nuru
Sen medeniyetin onuru
Sen tarihleri aydınlatan
Kültürümüzün gururu.

Medeniyete emelsin
Kültürümüz temelsin
Dünyanın ihtiyacı var
Nice yunuslar gelsin.

Sarıköy’de öldüğü
Dillerde hep söylenir
Yunus Emre’yi anmasak
Belki de hakkı yenir.

Sen Yunus Emre isen
Bende Şair Hikmet’im
Kalem alsam elime
Yazılarım çok metin.